Etik ve “Bir Hak Olarak Spor” Fikri

Etik ve “Bir Hak Olarak Spor” Fikri

Engelli bireylerin toplumsal yaşama katılmaları noktasında “etik” tartışması yapmak, bu katılım biçimlerinden biri olan spor alanı içinde etik hassasiyetleri gütmeyi gerektir. Spor-medya-toplum ve engellilik kapsamında etik kodları benimsemek oldukça önemlidir. İster antrenör olun ister gazeteci, öğretmen ya da market çalışanı, toplumsal yaşamda bu etik kodları içselleştirmiş olmak engelli bireylere yaklaşımda doğru ve sağlıklı iletişimin ilk adımıdır.

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin “bilinç yükseltme” adı altında ifade ettiği ilgili maddeye atıf yapmak istiyorum: “Engellilerin tüm medya organlarında, Sözleşme’nin amacına uygun bir yaklaşımla tasvir edilmesini cesaretlendirmek” için taraf devletlerin tedbir alması gerektiğinin altı çizilir. Bu bilinç yükseltme sadece medya metinleri ile sınırlı kalmamalı; okuldan iş yerine, spor kulüplerinden kafelere tüm toplumsal alanlara sirayet etmelidir.

Engelli bireyler açısından sosyal hayata katılımın önündeki engeller; fiziki şartların yetersizliği, toplumsal önyargıların varlığı, bilinç ve bilgi eksikliği, eğitime erişim olanaklarının kısıtlılığı, medyanın yanlış tutumu ve engelli istihdamının kısıtlı olması şeklinde sıralanabilir.

Sosyal hayata katılım engelli bireylerin yaşamsal motivasyonlarının artması amacıyla oldukça kritik öneme sahiptir. Bu katılımın yollarından biri olan spor da psikolojik iyi olma halini artırmaktadır. Spor ayrıca bireylerin çeşitli toplumsal gruplar ile iletişimde olması ve farklılıklara karşı önyargılardan kurtulmasının önemli araçlarındandır. Bu açıdan bakıldığında spora katılımın artırılması için kamusal hizmet olarak sunulması ve daha geniş bir topluluğa ulaşması gerekmektedir. Bu, engelli bireylerin “spor yapma hakkı” olarak tanımlanır ise kamu hizmeti olarak sunulması daha da meşrulaşacaktır. “Bir hak olarak spor” fikri engelli bireyler için yasal düzenlemeler aracılığıyla spora ve dolayısıyla toplumsal katılıma dönük erişim ve yaygınlaştırma faaliyetlerini beraberinde getirecektir.

Toplumsallaşma dâhilinde spora teşvik, eğitim ve diğer tüm unsurların yaygınlaşması tek başına yeterli olmayacaktır. Bu noktada yazının başında ele aldığımız “etik” meselesi göz ardı edilmemelidir. Tüm faaliyetler ve toplumsallaşma unsurları, medya metinleri ve düzenlemeler “etik” değerler çerçevesinde ele alınmalı ve sunulmalıdır. Toplum hayatında daha çok engelli bireyi görmenin yegâne yolu, bu etik zeminin kişilerce, kurumlarca ve topluluklarca benimsenmesidir