Limitsiz Spor!

Limitsiz Spor!

Güzel bir Nisan günü bütün çocukların yaptığı gibi, top peşinde koşuştururken minibüsün altında kalmış 4 yaşındaki küçük bedeni. Gelmemiş ambülans bir türlü. Annesi yanında, çığlık çığlığa.  Sonunda orada bulunan trafik polisleri hastaneye ulaştırmış ama… 23 Nisan’da da ayağı kesilmiş. Memur baba, ev kadını anne yıkılmışlar. O henüz ne olduğunun farkında değilmiş doğal olarak. “Her şeyden oyun çıkarıyordum, evde ellerimin üstünde yürüyordum.” diyor.

Sonra okul. Ama arkadaşları aralarına almak istemiyorlarmış. O değnekle de olsa futbol oynamak istiyormuş. “Düşer” diye korkuyorlarmış.   Ama o zamandan bir ayağının eksik olmasını kafaya takmamayı öğrenmiş! “O ayak benim kafamdaydı hep” diye açıklıyor kararlılığını.

Sonra Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü’ne girmiş. Eğitimle birlikte sadece futbol değil, atletizm ve tenisi de sokmuş hayatına.  İlk protezini Futbol Federasyonu eski Yönetim Kurulu üyelerinden Hadi Türkmen almış. “İki ayağın olsa Fenerbahçe’ye imza atardın” demiş. Mutlulukla anlatıyor. Bir de Antalya’da dünya kupası karşılaşmasında attığı kafa golünden sonra Teknik Direktör Raşit Çetiner’in “Böyle kafa golü Süper Lig’de yok” deyişini mutlulukla dile getiriyor.

Sporla ilişkisi arttıkça protez ihtiyacı da daha belirgin hale gelmiş. Özellikle atletizmde yüksek atlama, uzun atlama ve 100 metre koşu yani üç değişik kategoride rekorlu şampiyonluklar ortaya çıktıkça daha belirginleşmiş talebi. Burada Hülya Avşar devreye girmiş, çok özel bir protezi almasını sağlamış. O da Paralimpik oyunlara katılarak, madalya alma sözü vermiş bu jestin karşılığında.  

Futbola hep daha yakın olmuş doğal olarak. Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezi’nde başlayan süreci yetenekleriyle çok çabuk yukarılara taşımayı başarmış. Doruk ya da patlama noktası Avrupa Şampiyonluğu olmuş şüphesiz. “Çok mutluyuz, güzel işler başardığımıza inanıyorum. Güzel işlerin imzasını Türk milli takımı olarak dünyaya attığımızı düşünüyorum. Ben hep, o kupa bu ülkeden çıkmayacak dedim. Hepimiz çok inandık.  Büyük mücadeleyle de kazandık. Avrupa Ampute Futbol Federasyonu’nun ilk resmi Avrupa şampiyonasını Türkiye olarak kazandığımız için çok mutluyuz.”  diyerek coşkusunu dillendiriyor. Ama asıl işlerinin bundan sonra olduğunun da altını çiziyor: “Hedefe ulaşmak önemli ama asıl önemli olan zirvede kalabilmek. Üzerimizdeki sorumluluk artık çok daha fazla. Dünya şampiyonası Meksika’da yapılacak. Avrupa şampiyonu olarak katılıyoruz ve seri başı olacağız. Bu çok önemli. Finali görmek istiyoruz. Güçlü rakiplerimiz var. İyi hazırlanıp dünya kupasını da ülkemize getirmek için her şeyimizi vereceğiz.”

Şimdi hayata daha farklı bakıyor. Beden eğitimi öğretmeni. Ama o süreç de hiç kolay olmamış: “Bedensel engelli olduğum için beden eğitimi öğretmeni olamıyordum. Çok uğraştım, formasyon da aldım ama yine olamazsın dediler. Çünkü benim bir ayağım yoktu. Her engeli aştığım gibi bunu da aşmak istedim. Benden sonra gelecek kardeşlerimin yolunu açmak için mücadele ettim ve bu mücadeleyi güzel şekilde sonuçlandırarak öğretmen oldum. Yönetmeliğin bir maddesi değiştirilerek kontenjan açıldı. Annemin hayalini gerçekleştirmek için öğretmen olmak istiyordum. Beden eğitimi öğretmenliği nasip oldu, bu da çok güzel. Benden sonraki arkadaşlarımın da önü açıldı.”

Dışarıda olduğu gibi okulda da popüler. Özelllikle şampiyona sonrası hayatı değişmiş. “Şampiyona öncesi gazete haberlerinde zaman zaman yer alıyordum. Şimdi yolda yürürken kucaklayıp imza isteyenler oluyor. Öğrencilerim her gün fotoğrafımı çıkarıp imza atmamı istiyorlar. Okulun kırtasiyesi zengin oldu” diyor.  İnsanların şampiyonluktan sonra kendilerini ciddiye aldıklarını ve örnek olarak gösterilmeye başladıklarına vurgu yapıyor.  Öğrencilerine yaptığı etkiyi çok önemsiyor:  “Öğrencilerimin bakış açısını değiştirebilmem çok önemli. Onlar beni rol model olarak görüyor. Beden eğitimi öğretmeni, sporcu olmak istiyor. Kız öğrencilerim de artık futbola çok düşkün. Onlarla da futbol oynuyorum. Protezim olduğu için onlara kalecilik yapıyorum. Kızların futbola bakış açısını değiştirdiğim, sevdirdiğim için de ayrı bir mutluluk duyuyorum.”

Barış Telli, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı düzenlemeye talip Türkiye’nin UEFA’daki yüzü, temsilcisi. Bir süre önce başvuru dosyasının teslim töreninde Federasyon Başkanı Yıldırım Demirören’in yanındaydı. Onu o sahneye götüren iradenin nasıl oluştuğuna bakmak gerekir. “Barışımız olsun” diyen karar noktasının bu bakış açısına nasıl geldiğinin arkası iyi incelensin.

Hiçbir engel insanı durduramıyor değil mi? Barış’ın kısa öyküsünde olduğu gibi, kimse oturduğu yerden bir şeylere ulaşamıyor.

Barış Telli size örnek engelli dostlarımız, yılmayacaksınız, Barış Telli bize örnek, hep yanınızda olacağız!